22 Kasım 2013 Cuma

Yıkılmadım ayaktayım...

Merhaba,

Günlerin birbiri ardina dört nala koştugu şu zamAN diliminde, sonbahar yaprağı gibi hissediyorum kendimi... Negatif etkiler de olsa üzerimizde, ani acılarla şok olup sallanıp dursakta bir o yana bir bu yana yine de "yıkılmadık ayaktayız" demeliyiz... Mutlaka!!!

Kendi içimizdeki sonsuz enerjiyi fark ederek, elimizden gelen herşeyi yapıp gerisine tevekkül ederek bu yolu tamamlamalıyız... Mutlaka!!!

Yolunuz açık, cumanız mübarek OL'sun...

Tüm kalbimle ❤️



Not: Fotoğraf Adrasan Koyu'ndaki güzel ve huzurlu bir AN'dan ;)

19 Kasım 2013 Salı

FAZIL SAY İNSAN İNSAN Muhyiddin Abdal-Güvenç Dağüstün Cem Adrian.wmv



insan insan derler idi
insan nedir şimdi bildim
can can deyü söylerlerdi
ben can nedir şimdi bildim
kendisinde buldu bulan
bulmadı taşrada kalan
canların kalbinde olan
inanç nedir şimdi bildim
bir kılı kırk yardıkları
birin köprü kurdukları
erenler gösterdikleri
erkan nedir şimdi bildim
muhyiddin der hak kadir
görünür herşeyde hazır
ayan nedir pinhan nedir
nişan nedir şimdi bildim...

1 Kasım 2013 Cuma

Mustafa Ceceli Sordu, Ahmed Hulusi Yanıtladı #1 - Altın Çağ'da İslam

 Youtube'dan izlemek için...

http://www.youtube.com/v/W6YS6e6b1Iw?version=3&autohide=1&showinfo=1&autohide=1&autoplay=1&feature=share&attribution_tag=pj-pYJDg3WhYYnFYQ-Xxvw

Mustafa Ceceli Sordu, Ahmed Hulusi Yanıtladı #2 - Neden Türkiye'ye Dönmü...

 "...Geçlerin diliyle anlatıyorum..."

http://www.youtube.com/v/buY40HM5LJY?autohide=1&version=3&attribution_tag=NGl0wSxqOW_j6RWmVsXXpw&autoplay=1&feature=share&autohide=1&showinfo=1

Londra Senfoni Orkestrası - Kan Çiçekleri (Zülfü Livaneli)

http://www.youtube.com/v/1D_WwhhEZPg?version=3&autohide=1&attribution_tag=NrlNpc8mPmnzjLqoPlAJJg&showinfo=1&autohide=1&autoplay=1&feature=share

23 Ekim 2013 Çarşamba

Bakara suresinden güzel ayetler...

62-) İnnelleziyne amenû velleziyne Hâdû venNesara vesSabiiyne men amene Billâhi velyevmil'ahiri ve amile salihan, felehum ecruhum 'ınde Rabbihim ve lâ havfün aleyhim ve lâ hum yahzenûn;
(Gizli şirk içinde olsalar bile {Yusuf: 106}) iman edenler, Yahudiler, Hristiyanlar ve Sabiiler (yıldızların tanrı olduğuna inanıp onlara tapanlar) arasından; nefslerinin Allâh Esmâ'sından meydana geldiğine ve gelecekte yaşanacak sürece iman edenler ve bunun gereği kendilerini selâmete çıkaran çalışmalara devam edenler, Rablerinin (Esmâ bileşimlerinin) indînde ecre (bunun getirisi olan kuvvelere) kavuşurlar. Onlar için ne korkulacak bir şey kalır ne de onları üzecek bir olay!

107-) Elem ta'lem ennAllâhe leHÛ mülküsSemavati vel Ard* ve mâ leküm min dûnillâhi min veliyyin ve lâ nasıyr;
Bilmez misin, semâlar ve arz (şuur ve madde - beden boyutu) Allâh'ın mülküdür (her an dilediği gibi tasarruf etmektedir, tamamında)... Sizin için Allâh dûnunda ne bir dost ne de bir yardımcı olmaz!

136-) Kulû âmennâ Billâhi ve ma ünzile ileyna ve ma ünzile ila İbrahiyme ve İsmaıyle ve İshaka ve Ya'kube velEsbatı ve ma utiye Musa ve Iysa ve ma utiyen Nebiyyune min Rabbihim* lâ nüferriku beyne ehadin minhüm* ve nahnü leHU müslimun;
Deyin ki: "(Biz tüm varlığın aslı ve hakikati olan) Allâh'a, bize inzâl olana, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a ve oğullarına inzâl olunana; Musa ve İsa'ya verilenlere; Rablerinden Nebilere verilenlere iman ettik... Onlardan hiçbirini ayırmayız bu yönden. Biz O'na teslim olmuşlardanız!"

152-) Fezkürûniy ezkürküm veşkürûliy ve lâ tekfurûn;
O hâlde beni zikredin (anın - düşünün) ki sizi zikredeyim. Şükredin bana (değerlendirin beni), sakın küfretmeyin (hakikatiniz ve varlığın hakikati olduğumu inkâr etmeyin).

 163-) Ve ilâhüküm İlâh'ün Vâhıd* lâ ilâhe illâ HUverRahmânurRahıym;
İlâh kabul ettiğiniz, Vâhid'dir (TEK'tir, ikincisi olmayan sayılırlıktan berî olan)! Tanrı yoktur, sadece "HÛ" ve Rahmân ur Rahıym'dir (her şeyi kendi rahmetinden, Esmâ'sından meydana getirmiştir).

164-) İnne fiy halkıs Semâvâti vel Ardı vahtilâfilleyli vennehari vel fülkilletiy tecriy fiylbahri Bimâ yenfe'unNâse ve mâ enzelAllâhu mines Semâi min mâin feahya Bihil'Arda ba'de mevtiha ve besse fiyha min külli dâbbetin, ve tasrıyfir riyahı vessehabil müsahhari beynesSemâi vel Ardı le âyâtin li kavmin ya'kılûn;
Şüphesiz ki semâlar ve arzın (gökler ve yeryüzünün - şuur boyutlarının ve bedenin) yaratılışının; gece ile gündüzün (âlemlerin gerçekte yokluğu realitesinin ardından yeniden âlem sûretlerini seyir hâline geçiş) birbiri ardınca gelişinin; insanların yararı için denizde akıp giden gemide (ilâhî ilim denizinde yüzen bireysel şuurda); Allâh'ın semâdan su inzâl edip onunla ölümden sonra arzı diriltmesinde (bilinç katlarından ilim inzâl ederek hakikatine şuuru olmayan bedende "diri" olanın açığa çıkarılmasında) ve onda hareket eden tüm canlıları yaymasında (tüm organlarındaki havl ve kuvvetin Allâh'la meydana gelmesinde); rüzgârları yönlendirmesinde (Esmâ kuvvelerinin bilinçte fark edilmesinde); semâ ile arz arasında emre amade bulutların varlığında (beden boyutunda açığa çıkabilecek kuvvelerin şuurda varlığının oluşumunda), aklı olan topluluk için elbette işaretler vardır.

 183-) Yâ eyyühelleziyne âmenû kütibe aleykümusSıyâmu kemâ kütibe alelleziyne min kabliküm lealleküm tettekun;
Ey iman edenler, SIYAM (oruç - bedenselliği en alt sınıra indirip hakikatine yönelmek) sizden öncekilere olduğu gibi size de hükmoldu. Tâ ki korunasınız!


255-) Allâhu lâ ilâhe illâ HÛ* elHayy'ül Kayyûm* lâ te'huzuHÛ sinetün vela nevm* leHÛ mâ fiys Semâvâti ve mâ fiyl Ard* men zelleziy yeşfe'u 'ındeHÛ illâ Biiznih* ya'lemu ma beyne eydiyhim ve ma halfehüm* ve lâ yuhıytûne Bi şey'in min 'ılmiHİ illâ Bi ma şâ'* vesi'a Kürsiyyühüs Semâvâti vel Ard* ve lâ yeûduhu hıfzuhümâ* ve HUvel Aliyy'ül Azıym;
Allâh O, tanrı yoktur sadece HÛ! Hayy ve Kayyum (yegâne hayat olan ve her şeyi kendi isimlerinin anlamı ile ilminde oluşturan - devam ettiren); O'nda ne uyuklama (âlemlerden bir an için olsun ayrılık), ne de uyku (yaratılmışları kendi hâline bırakıp kendi Zâtî dünyasına çekilme) söz konusudur. Semâlarda ve arzda (âlemlerdeki tümel ilim ve fiiller boyutunda) ne varsa hepsi O'nundur. Nefsinin hakikati olan Esmâ mertebesinden açığa çıkan kuvve olmaksızın (Bi-iznihi) O'nun indînde kim şefaat edebilir... Bilir onların yaşadıkları boyutu ve algılayamadıkları âlemleri... O'nun dilemesi (elvermiş olması) olmadıkça ilminden bir şey ihâta edilemez. Kürsüsü (hükümranlık ve tasarrufu {rubûbiyeti}) semâları ve arzı kapsamıştır. Onları muhafaza etmek O'na ağır gelmez. O Alîy (sınırsız yüce) ve Aziym'dir (sonsuz azamet sahibi).

284-) Lillâhi mâ fiys Semâvâti ve mâ fiyl Ard* ve in tübdû mâ fiy enfüsiküm ev tuhfûhu yuhasibküm BiHİllâh* feyağfiru limen yeşâu ve yuazzibu men yeşâ'* vAllâhu alâ külli şey'in Kadiyr;

Semâlarda ve arzda ne varsa Allâh'ındır (Esmâ'sının açığa çıkması için)... Bilinçlerinizde (düşündüğünüz) ne varsa, açıklasanız da gizleseniz de Allâh varlığınızdaki Hasiyb ismi özelliğiye size onun sonuçlarını yaşatır. Dilediğine mağfiret eder (örter), dilediğine de azap verir. Allâh her şeye Kaadir'dir.

285-) Âmener Rasûlü Bi mâ ünzile ileyhi min Rabbihî vel mu'minûn* küllün âmene Billâhi ve MelâiketiHİ ve KütübiHİ ve RusuliHİ, lâ nuferriku beyne ehadin min RusuliHİ, ve kalû semi'nâ ve eta'nâ ğufrâneke Rabbenâ ve ileyKEl masıyr;

Er Rasûl (Hz.Muhammed a.s.) Rabbinden (varlığını oluşturan Allâh Esmâ'sı bileşiminden) kendisine (şuuruna) inzâl olana (boyutsal bir geçiş yapan bilgiye) iman etmiştir. İman edenler de! Hepsi iman etti ("B" harfinin işaret ettiği anlam doğrultusunda) nefslerini oluşturan hakikatlerinin Allâh Esmâ'sı olduğuna, meleklerine (nefslerinin aslı olan Esmâ kuvvelerine), Kitaplarına (inzâl olan bilgilerine), Rasûllerine... O'nun Rasûlleri arasında (irsâl olmaları konusunda) hiçbir ayırım yapmayız... "Algıladık ve itaat ettik, mağfiretini isteriz Rabbimiz; dönüşümüz sanadır" dediler.

286-) Lâ yükellifullâhu nefsen illâ vüs'ahâ* lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mektesebet* Rabbenâ lâ tüahıznâ in nesiynâ ev ahta'nâ* Rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ ısran kemâ hameltehu alelleziyne min kablinâ* Rabbenâ ve lâ tühammilnâ mâ lâ tâkate lenâ Bih* va'fü annâ, vağfir lenâ, verhamnâ, ente mevlânâ fensurnâ alel kavmil kâfiriyn;
Allâh kimseyi kapasitesi dışındakinden mükellef tutmaz. (Yaptığı iyi işler sonucu) kazandığı da kendinedir, (zararlı işler sonucu) alacağı karşılık da kendinedir. Rabbimiz, unutursak veya hataya düşersek bizi bundan dolayı cezalandırma. Rabbimiz, bizden öncekilere yüklemiş olduğun ağır vecibeleri bize yükleme. Rabbimiz, takatimizin yetmeyeceği şeyleri de bize yükleme. Bizi affeyle, mağfiret eyle, rahmet et. Sen mevlâmızsın. Tüm hakikati örten seni inkâr edenlere (kâfirlere) karşı bizi zafere erdir.



TAHA Suresi'den...

20/14-) İnneniy ENellahulâ ilâhe illâ ENE fa'budniy ve ekımıs Salâte lizikriy;
"Kesinlikle Ben, evet Ben Allâh'ım! Tanrı yok, sadece BEN! Bana (Esmâ özelliklerimi açığa çıkarma işlevinle) kulluk et! Beni hatırlaman için salâtı yaşa!"

15-) İnnes saate atiyetün ekâdü uhfiyha litücza küllü nefsin Bima tes'a;
Muhakkak o saat (ölüm) gelecektir... Her nefsin, kendisinden açığa çıkanların sonucunu görüp yaşaması için, onun zamanını gizleyeceğim.
./..

131-) Ve lâ temüddenne ayneyke ila ma metta'na Bihi ezvacen minhüm zehretel hayatid dünya lineftinehüm fiyh* ve rizku Rabbike hayrun ve ebka;
Sakın gözlerini kaydırma, onlardan bir kısmına, kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak (verilmiş) geçici fâni zenginliğe! Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha bâkîdir.

132-) Ve'mur ehleke Bis Salâti vastâbir aleyha* lâ nes'elüke rizka* nahnu nerzükuke, vel 'akıbetü littakva;
Yakınlarına salâtı (rabbine yönelişi) yaşamalarını emret; kendin de onda devamlı ol! Senden bir yaşam gıdası istemiyoruz; (aksine) senin yaşam gıdan bizden! Gelecek korunanındır.

16 Ekim 2013 Çarşamba

Nice guzel bayramlaraaaa...

Bayram tatilinin uzun olmasi, birinci gun Antalya kacamagi yapmamiza olanak sagladi... Annisimle babisim de buradaydi onlari yanina uctuk, konduk :)

Ailelerimizle birlikte harika bayramlarimiz OL'sun hepimizin... Insallah...

Tum kalbimle.........





Öne Çıkan Yayın

Penye ip sepetlerim vol.2

Çeşitlerden çeşit... başladınız mı dursuramıyorsunuz kendinizi... çook sevdim ben bu işi ;)