22 Kasım 2015 Pazar
Sahiplik Duygusu... Dünyadaki cehenneminiz üzerine...
Öfke ve sızı!
Derininde sızılar oluşur insanın, geçmez kolay kolay; Bazen de hiç! Her kendi kendine kaldığında kanar. Umduğunu başaramadığından!
Hatırladıkça kızar başarısızlığına, kızar kendi kendine, kimselere duyurmadan. Zaman zaman da öfke patlaması yaşar! Bilemezler nedenini!
Kimseyle değil kendiyledir kavgası. Doğru yaptım sanısıyla kabullenemez başarısızlığını. Affedemez de kendini. Patlar! İstifa eder!
Büyük oynamak, büyük hedefler peşinde koşmak, gaza gelip dar alanda sınırsızlığa soyunmak çoğunluk için #Hüsran şarkısını dinlemekle sonlanır.
Allah hepimizi hazmedebileceğimiz, üstesinden geleceğimiz işlere soyundursun, dertlenip Hüsran şarkıları dinlemekten korusun!
Sahiplik Duygusu
Cehennemin üstündeki Sırat, şu dünya yaşantısıdır.
Şu anda siz, Sırat’ın üstünde adım atıyorsunuz.
Bu attığınız adımlarla, yanlışlık yapıp, cehenneme düşüyorsunuz, bu defa yanmaya başlıyorsunuz, üzülüyor, sıkılıyor, bunalıyorsunuz, isyan ediyorsunuz.
Ama, bütün bu isyan ve üzüntüler, sıkıntılar sizin azabınızı hafifletmiyor. Sonra tekrar o cehennemden, sıratın üstüne sıçrayıp gene yürümeye devam ediyorsunuz!
Şimdi, burada bir nebze duralım ve şunu anlamaya çalışalım!
Bizim, #cehennem azabını şu Dünya’da iken çekmemizin sebebi, yanlış bilgilenmeler sonucu, bizde oluşan sahiplik duygusu ve hırstır.
İnsanın cehennemde yanmasına; Dünya’da veya âhirette, kabir aleminde veya mutlak cehennemde yanmasına yol açan şey sahiplik duygusu ile hırstır.
Bir insanda kanaat varsa, cehennemin yarısından kurtulmuştur.
Bir insan sahiplik duygusunu atıp da;
“Mülkün sahibi #Allah’tır! Mülkünde dilediği gibi tasarruf eder!” diyebilirse, cehennemin tamamından kurtulmuştur, tamamından azât olmuştur.
Mâdemki, bu varlığı yaratan Allâh!..
Ben, mülkün sahibi olarak şu kâğıdın üstünde istediğim gibi tasarruf edebiliyorum; ister yırtar, ister cebime koyar, ister başıma koyar, ister yere atarak üstüne basarım... Bu kâğıt benim olduğuna göre, dilediğim gibi tasarruf edebilirim, diyebiliyorsam...
Mâdemki, “Mâlik’el mülk” yani “mülkün sahibi” Allâh’tır diyorum; Allâh mülkünde dilediği gibi tasarruf eder, kimse O’na karışamaz, etkileyemez, hesap soramaz!..
Öyleyse, her birimizin üzerinde mutlak tasarruf sahibi olan Allâh’tır!
Dilerse, vezir eder, dilerse rezil!
Dilerse, başlara tac eder, dilerse ayakkabı!
Ona; “Niye beni aç bıraktın” demeye benim hakkım yok!
“Niye bu hazımsızlık” demeye de hakkım yok!
Allâh’ın mülkünün içinde isem ben, O’nun tasarrufu altında isem;
“Allâh dilediğini yapar!..”
Allâh’a iman etmiş kişi olarak bize düşen şey; O’nun hükmüne ve takdirine razı olmak!
“Yâ Rabbi!.. Bugün aç bıraktın, yarın da, dilersen doyurursun. Bugün rezil ettin, edersin! Yarın, dilersen vezir edersin. Sen ne dilersen onu yaparsın. İçinde bulunduğum her hâl, senin hükmün ve takdirin gereğidir” diyebilmek!..
Bunu diyebilirsek, işte o zaman, iman sahibi bir kişi olarak, Sırattan kolaylıkla geçer, ateşe, azaba düşmez, cennete ereriz.
Yok eğer bunu yaşayamazsak, “Ben mülkün yegâne sahibiyim!” derken Allâh;
“O mülkün biraz da sahibi benim. Bana niye böyle davranıyorsun?” diye Allâh’a hesap sormaya kalkarsak,“göğe tüküren adam”a benzeriz.Bir yere ulaşmaz o tükürük, döner kendi yüzümüze gelir.
Akıllı adam, Allâh’a isyan edilmeyeceğini idrak eder.
Zira bu isyan ve itiraz, hiçbir şey kazandırmaz! Senin hayatını cehenneme döndüren ateşin, biraz daha körüklenmesini sağlar.
İman, insanı cennete sokar.
İmansızlık ve isyan ise, insan hayatını cehenneme çevirir, daha Dünya’da iken...
Onun içindir ki, önce çok iyi bir biçimde neye iman edeceğimizi bilmemiz gerek!
Allâh’ın, mutlak kuvvet, kudret ve tasarruf sahibi olduğunu bilmek, imanın başıdır.
Her an her zerrede tasarruf edenin Allâh olduğunu bilmek ise, imanın kemâlidir.
Karşındakinin fiilini ve hâlini Allâh’tan bilmediğin anda, Allâh’ı inkâr durumuna düşersin.
Hâlin, “şirki hafî” denilen gizli şirk hâlidir.
Şirk hâlinde ölenin âkıbeti ise önce, kabir cehennemidir.
Dünya’da yaşarken cehennem azabını yaşamanın, yanmanın sebebi, şirki hafî denilen, gizli şirktir.
Ancak, gizli şirki atmış olabilenin ateşi, azabı, cehennemi biter.
“Ey mümin, üzerimden çabuk geç! Nûrun ateşimi söndürüyor!” şeklindeki hitabı cehennemin; iman ehli kişinin inancının, azap ortamını ortadan kaldırdığını, anlatmaktadır.
Aynı sıkıntılı ortamı paylaşan iki kişiden biri imanlıdır; “Allâh böyle takdir etti, böyle oluyor, bunda da bir hikmet var” der, azabı, sıkıntıyı duymaz!
Diğeri ise, Allâh’ı görmez. Gizli şirk ehlidir, cehenneminde yaşar.
O başına gelen işin Allâh’tan olduğunu bilmez... “Falanca yaptı da onun için bu iş başıma geldi” der. Ve bu sefer kendini, kendi eli ile ateşe atar.
Bilmez ki, başına gelenlerin tümü, falanca veya filanca kişinin yapmasından değil; Allâh’ın ona, o olayı yaşamasını takdir etmesinden, o hâli yaşamasını dilemesindendir.
Kaynak: http://www.ahmedhulusi.org/tr/kitap/cuma-sohbetleri/sahiplik-duygusu
3 Kasım 2015 Salı
Seçim'in ardından...
Herşey de bir hayr vardır...
Gün ola devran döne... umutla, inançla bekleyeceğiz....
Gün ola devran döne... umutla, inançla bekleyeceğiz....
99-Zilzal
7.Kim bir zerre ağırlığınca bir hayır yaparsa, onu görür.
8.Kim de bir zerre ağırlığınca bir şerr yaparsa, onu görür.
İşte bu Kur'an inancı ve tam güvenle olacaklara İman ediyorum...yalancıların, hırsızların ve din tüccarlarının sonunda cezalarını çekeceklerini biliyorum... Ama şunu hiç unutmayın! DİN sizin tekelinizde değil. Gariban halkıma bunu yutturabilirsiniz ama bizlere asla!!! Kendini müslüman diye gösterip arkadan neler çevirdiğinizi hepimiz biliyoruz... ayakkabı kutularının içindekilerine verdiğiniz değeri şu ülke insanına vermediğiniz için Rabbim size en büyük cezayla cezalandıracaktır, eminim... bu "güzel" günler, hükümdarlık elbet Hakk'ın sonsuz adaletine mazhar olacaktır... Ancak içlerinde çok dirayetli ve sözünün eri, demokrat insanlar var es geçemem... emeklerine sağlık hepsinin de... Ülkem için insanım için, taş üstüne taş koyan başımın tacıdır... benim derdim dürüstlük, samimiyet... bunu yaparken arka taraftan başka şekillerde ülkenin canına okuyanlara sözüm...
Çirkinliklerinin bitmeyeceğine, fikir ve konuşma özgürlüğünün daha da kısıtlanacağına, ülkemizin zengin-fakir Arap göçünün yuvası olacağına, işsizliğin azalmadığına, milli gelirin anca hesaplama değişiklikleriyle yükselebildiğine v.b. şahit olacağız...
Şehitlerimizin bitmesi, anaların ağlamaması en büyük duamız ama çözüm sürecinin de ellerinde patlayan bir bomba olacağını düşünüyorum... ne yazık ki... ancak her şart ve koşulda saltanatlarının daha da yükseleceğini hep birlikte göreceğiz... her çıkışın bir inişi olduğunu da... ve yine iman ediyorum, bu iniş uçurumdan düşmüş gibi olacak... bence şimdiden bu sevinç rüzgarını bırakıp dua etmeye başlasalar çok iyi olur... "keşke 1 Kasım seçimlerini kazanmasaydık" diyecekleri günler yakındır... Allah öyle büyük ki, onları ödüllendirerek gerçeklerin ortaya serilmesini başka olaylarla sağlayacaktır... Onların gerçek yüzlerini hala görememiş ama ileride görecek olan sevgili halkım, sizler üzülmeyin! "bi taraf olmazsanız bertaraf olursunuz" dediler size, korktunuz!!! yandaş olarak aç karnınızı doyurmak, evinize bedava odun-kömür götürmek istediniz... fakirliğinizle sınandınız... diğer taraftan zenginlikleriyle sınanıp, ceplerine daha çok dolarları dolduranlar gibi... Allah hayrı yaşatmak için bazı insanları bu yöne sevkedeceğini hepimiz biliyoruz... hem fakirliğimiz hem de zenginliğimiz en büyük sınavlarımızdır... biz bunlara nasıl inandık? nasıl kandık? diyeceğiniz günler gelecek ama hatanın neresinden dönersek kârdır diyeceğiz... Kaybettiklerimize yanarak... Yine hep birlikte tüm inanç ve beraberliğimizle, el ele, tıpkı şimdi yaptığımız gibi, VATANIMIZ için çalışmaya devam edeceğiz...
Bu vatan hepimizin... bunu herkesin çok iyi anlaması lazım...
İki dedem de şerefli Türk ordusunun askerleriydi... Allah rahmet eylesin... onlardan öğrendik biz, kanımızın son damlasına kadar bu topraklar için savaşmayı...
Kaçıp giderek, bitti bu ülke diyerek umutsuz yaşayamayız biz...
Bizim ATATÜRK gibi bir liderle, ayağımızda çarık bile yokken, karnımızda aş bile yokken imanımız, inancımız ve umudumuzla kurduğumuz bu eşsiz ülkemiz var... kimse ellerini ovuşturarak bunu başka milletlere peşkeş çekeceğini zannetmesin ya da bundan dolayı gün gelip ceza çekmeyeceğini...
Söylenecek çok ama çok sözüm var, en az hasarla bu girdabın geçmesini diliyorum... hayırlardan en hayırlının, tez vakitte gelmesi duasıyla...
inşaa et Rabbim... (Amin)
Tüm kalbimle...
Çocuğunuz arkadaşları gibi öğrenemiyor mu?
Özgül Öğrenme Güçlüğü
ÖZGÜL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ NEDİR?
Özgül Öğrenme Güçlüğü, bir çocuğun okuma, yazılı anlatım ya da
matematik becerisinin yaş, zeka ve eğitim düzeyine göre beklenenden
belirgin düzeyde geride olması durumudur. Özgül Öğrenme Güçlüğü bu üç
alandan birinde yaşanabileceği gibi bu alanlardaki bozulmalar bir arada
da görülebilmektedir. Özgül Öğrenme Güçlüğü kesinlikle zeka geriliği değildir, Özgül Öğrenme Güçlüğü tanısının konulabilmesi için çocuğun zeka düzeyinin normal sınırda ya da üzerinde olması gerekmektedir.
Özgül Öğrenme Güçlüğü yaşayan bir çocuk, yaşıtlarından zihinsel
düzeyde bir farklılığı olmadığından yaşadığı güçlüğün çoğu zaman
farkındadır ve buna bağlı olarak okula gitmede isteksizlik, mutsuzluk,
keyifsizlik, daha önce zevk aldığı etkinliklerden bile zevk alamama
ve arkadaşlık ilişkilerinde bozulma yaşayabilir. Bazen sınıf
öğretmenleri Özgül Öğrenme Güçlüğü olan çocukları kısa sürede belirleyip
yönlendirirlerken bazen farklı sebepler nedeniyle böyle çocuklar fark
edilmeden ilerleyen sınıflara kadar gelmektedirler. Çocuğun yaşı
ilerledikçe öğrenmelerde yaşıtları ile arası gittikçe daha çok
açılabildiğinden erken tanılama ve tedavi önem kazanmaktadır. Dikkat
Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), Özgül Öğrenme Güçlüğü ile
birlikte eş tanı olarak sık görülmektedir. Çocuğunuzun
değerlendirilmesinde bu göz önüne alınmaktadır ve tedavinin seyri bu
duruma bağlı olarak değişebilmektedir.
21 Ekim 2015 Çarşamba
12 Ekim 2015 Pazartesi
"...filiz, tohumun ölümüdür." (Fİ)
"...BİR TOHUM ÇATLAR, DEFORME OLUR, KENDİSİ OLMAKTAN ÇIKAR, YANİ ÖLÜR VE FİLİZ ÇIKAR ORTAYA. O DÖNEMDE İNSANLARI BÖYLE DEĞERLENDİRMEYE BAŞLADIM. TOHUM GİBİ, İÇİNDE BİR AĞACIN POTANSİYELİNİ BARINDIRANLAR AMA ASLA ÇATLAMA CESARETİNİ GÖSTEREMEYİP FİLİZLENEMEYENLER; ÇATLAYIP FİLİZ GİBİ YEŞERENLER AMA FİDAN OLAMAYIP KURUYANLAR; FİDAN GİBİ BÜYÜYENLER AMA MEYVE VEREMEYENLER; MEYVE VERİP AĞAÇ OLANLAR AMA MEYVESİNDE TOHUM OLMAYANLAR VE SÜPER İNSAN, YANİ TOHUMLUKTAN MEYVE VEREN BİR AĞACIN YENİ MEYVESİNDEKİ TOHUM OLABİLMEYE KADAR GİDEBİLENLER... İNSANIN YÜCELİĞİ VE ACİZLİĞİ ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİYİ GÖRDÜM. BİZE GÜÇ VEREN ŞEY AYNI ZAMANDA EN BÜYÜK ACİZLİĞİMİZ DE OLABİLİR. NE OLDUĞUMUZU VE NE OLABİLECEĞİMİZİ ANCAK KENDİMİZLE YÜZLEŞEBİLİRSEK ANLAYABİLİRİZ. SAHİP OLABİLMEK ADINA, SAHİP OLDUKLARIMIZA TIRNAKLARIMIZI KORKUYLA GEÇİRDİĞİMİZDE, NE ÇATLAYIP FİLİZE DÖNÜŞEBİLİRİZ NE DE ÇÜRÜYÜP İÇİMİZDEKİ TOHUMLARI TOPRAĞA BIRAKABİLİRİZ.
SAHİP OLMAK İÇİN DOĞMADIK BİZ!
BÜYÜMEK, GELİŞMEK, DÖNÜŞMEK İÇİN BURADAYIZ.
HAYATIN İÇİNDE KENDİ TAKRARLARIMIZI YAŞAMAYA BAŞLADIĞIMIZDA DURUP DÜŞÜNMEK LAZIM..."
Düşünmek lazım ...
Tüm kalbimle...
Sezen Aksu - Herkes Yaralı
Ne zaman canın yansa bu kadar derinden
Sanırsın mümkün değil bir daha üzülmen
Ne inat ne gözü kara ne dayanıklı yürek
Acıyor aynı yerden her şeye rağmen
Ne akıl kar ediyor ne fikir o sırada
Biliyorsun geçiyor zamanla ama ne fayda
Yaralı tepeden tırnağa herkes yaralı
Alışılmıyor acıya yok kaidesi kuralı
Kanayıp ne kadar tutabilirsin gül uğruna dikeni
Ne gelen anladı ne giden olanı biteni
Adıyorum aşka geri kalanımı
Suya söyledim gitti en son yalanımı
Aşkın da en hesapsız kitapsız olanını
Yaşamazsam kara kaplıya kaydedin beni...
Söz - Müzik : Sezen Aksu
ANkara'm
"Birşey yap güzel olsun.. Çok mu zor ? O vakit güzel birşey söyle..
Dilin mi dönmüyor ? Öyleyse güzel birşey gör veya güzel birşey yaz..
Beceremez misin ? O zaman güzel birşeye başla.. Ama hep güzel şeyler
olsun..
Çünkü; Her insan ölecek yaşta…"
(Şems Tebrizi)
Bu sözü cuma günü eklemiştim facebook sayfama... sabah nereden bilirdim en kanlı saldırının olacağını ; hepsi ölecek yaştaymış... nerden bilebilirdim ki...
10.10.2015 Cumartesi günü, saat: 10:04'de 2 canlı bomba, Ankara'mızın Tren Garı'nın önünde #İNADINABARIŞ yürüyüşüne katılmak için, otobüslerle çeşitli şehirlerden gelen insanların toplandığı alanda patladı...
"En kanlı terör eylemi de olsa, insanlarımızın kanı yerde kalmayacak! Çocuklarımız için, İnadına Barış😭 " diyebildim arkalarından...
Paramparça olmuş bedenlerini, bu vatan da barış olması için feda eden insanlar... kaçımız hissedebiliriz ailelerinin duydukları acıyı, üzüntüyü kaçımız?
Canım yanıyor...
İçim kanıyor...
O kadar insanın toplandığı alanda güvenlik çemberi yok!!! hiçbir önlem yok!!! elini kolunu sallaya sallaya gezen militanlar, gözü dönmüş caniler... Bunu din adına yapanlar Allah'ın en büyük gazabına uğrayacaktır!!! Buna iman ediyorum...
Yazıklar olsun sebep olanlara... en ufak zafiyeti olan kimse, hakkımızı helal etmiyoruz hiçbirimiz...
Oynanan pis oyunları farkına varan insanların çoğalması duası dilimde; gözlerim yaşlı, yorgun ve şaşkınım...
Fİ'de diyordu ki;
"... filiz, tohumun ölümüdür."
Canların ölümü, barış filizinin büyümesini sağlasın inşallah...
Rabbim ülkemi, insanlarımı ve tüm ailemi koru böyle felaketlerden...
Nurlar içinde yatın...🙏😢
Tüm kalbimle...
#yastayız
6 Ekim 2015 Salı
Hayat AN’dan ibaret...
Hayat AN’dan ibaret, diyoruz ya hep…
Ölüm hep yakınımızda, bizim artık daha çok fark etmemiz gerekiyor…
Yıllar sonsuz bir hızla
akmakta…
Yanımızdakinin bir AN’da
artık yok olduğunu anladığımızda,
çok geç olacak…
İş, güç, para-pul, ders-sınav
hepsi gelir geçer…
ama sevdiklerimizle birlikte yaptıklarımız
hep bizimle kalır...
AN be AN beyninin her
hücresine kazınır…
Bu yıllara
dönmemiz mümkün olmayacak…
Birlikte yaptıklarımızı
çoğaltmak bizim elimizde…
Önce istemek, sonra zamAN
ayırmak…
Bedensel yorgunluklar geçer… kalıcı
değildir…
ama ANlar geçtiğinde artık
geri dönüş yoktur…
Paylaşımların çoğaldığı, sevgilerin paylaşıldığı güzel ANlar dilerim...
Tüm kalbimle...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Öne Çıkan Yayın
Penye ip sepetlerim vol.2
Çeşitlerden çeşit... başladınız mı dursuramıyorsunuz kendinizi... çook sevdim ben bu işi ;)
-
Cinque Terre muhteşem 5'leme desem fazla olmaz sanırım... İtalyanca “cinque” “beş”, “terre” de “toprak” anlamına geliyor...
-
Bir Amasra klasigi yine gerceklesti tabiii... Barbunlarla bulusmiz cok keyifliydi 😍👌💫 🐟🐠🐟🐠🐟🐠🐟🐠🐟









