20 Haziran 2011 Pazartesi

Kayıp yıllar, DURUN!

Ne çok şey öğretmişler, kısıtlamışlar bizi...  bütün öğretiler ve bütün dikteler bir dağ olmuş birikmiş sırtımızda... kambur olmuş, eğmiş belimizi... taşıdığımızı fark ettikçe, iyiden iyiye yüklemişler... "hadi biraz daha, bir gayret bunu da al" demişler... korkularımız da sıkıştırmış bizi, bilmediğimiz odalara... hani rüyalarda bağırırsında sesin çıkmaz, kimseler duymaz ya seni, öyle çığlık çığlığasın ama ne fayda... "hanım hanım ol; yaramazlık yapma; oturma-kalkma; ağlama, adam gibi ol; beni başımı öne eğme..." kendi kurallarını öğretmişler bize... öyle iliklerimize işlemiş ki, aynısını biz yapıyoruz şimdi çocuklarımıza... kendileri gibi olmalarına izin vermiyoruz... bizim boynumuzu eğen şeyler, şimdiler de onların omuzlarına birbir yeleşmeye başlıyor, NE YAZIK!!! 

Bundan kurtarmak isterken buldum kendimi... kendi yüklerimi hafifletmeye çalışırken, yüklediklerimi FARKEDİYORUM... öyle çıkmaz bir sokak ki bu, hangi sokaktan girsen hep aynı duvar karşında... birşeyi düzeltsen, diğeri elinde kalıyor... eksikler bitmiyor... başka bir eksikliğim bir şekilde gözüme batıyor... 

Hatalar da bitmez eksikler de önemli olan, özgür ve "kendi gibi" çocuklar büyütmek... kendilerini ifade etmelerine her ne kadar izin veriyorsakta "bize göre" doğru olan şeyleri yaptığında alkışlıyor, "bize göre" hatalar da ise yargılıyoruz... içlerindeki güzelliği farketmelerine izin vermeli mutlaka... ellerindeki anahtarlar ile içerden kapılarını açmayı öğrenmeliler... bize yaptırılmayan, şimdilerde farkettiğimiz şeyleri onlar yapmalı, yapmalarına olanak sağlamalıyız...

ONLARA BU ŞANSI VERMEYE HAZIR MISINIZ?



Hiç yorum yok:

Öne Çıkan Yayın

Penye ip sepetlerim vol.2

Çeşitlerden çeşit... başladınız mı dursuramıyorsunuz kendinizi... çook sevdim ben bu işi ;)